Çok Dilli Çocuk Yetiştirme Sürecinde Neler Yapılmalı?

Çift dilli veya çok dilli olmanın bilimsel çalışmalar ile kanıtlanmış bir çok avantajı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. İş hayatı ve sosyal hayatta getireceği avantajların yanı sıra, beyinde oluşturduğu pozitif etki nedeniyle bilişsel yararları da vardır. Çift dilli cocuklar, iki dil arasında çok hızlı geçiş yapabiliyor, hangi dili kiminle konuşacaklarına karar verebiliyorlar. Kullanmak istedikleri bir kelime ya da yapıyı, belli bir dilde seçip kullanırken, diğer dilde engelliyorlar. Bu da bir nevi beyne egzersiz yaptırmak ve beyni çalıştırmak demek. Bu durumun bir sonucu olarak da, çok dilli bireylerde alzheimer ve benzeri hastalıkların daha az geliştiği tespit edilmiştir.

Elbette bu bilişsel faydalar eğitim hayatında, yine çocuklara avantaj olarak dönüyor. Yapılan bir çalışmaya göre, en az iki dil konuşan çocukların, tek dil konuşan çocuklardan formal eğitimde daha başarılı oldukları istatistiki olarak kanıtlanmıştır (time link).

Sosyal açıdan ise, çok dilli aile ve çocukların, farklı kültür ve toplumlara karşı daha açık oldukları ve genel olarak adaptasyonlarının, tek dilli çocuklara göre daha kolay ve çabuk olduğu görülmüştür.

İşte bu kadar olumlu sonucu olan çok dilliliği çocuklarımızda nasıl hayata geçireceğiz? Öncelikle, dilin bir iletişim aracı olduğunu hatırlayarak, hedef dilin kullanılması gereken durumlar yaratacağız. Bu süreçte aileler tarafından çoğunlukla kullanılan 3 metod vardır. Bu metodlar, ebeveynlerin hangi dili konuştukları, her bir ebeveynin çocukla geçirdikleri süre, ailenin ortak dili, yaşanılan ülkenin dili, öğretilmek istenen azınlık dili veya hedef dil ve çocuğun bu dillere maruz kalmasını istediğiniz süre ile ilgilidir.

  1. OPOL (One person, one language) Yani tek ebeveyn, tek dil yöntemi. En çok kullanılan yöntemdir. Anne ve babanın farklı ana dilleri konuşuyor olduğu durumlarda daha çok tercih edilir. Çocuklarda kafa karışıklığına yol açmamak için, her bir ebeveyn çocukla sadece tek bir dil konuşur ve çocukların da bu dilde cevap vermesi beklenir. Çocuk başka bir dilde karşılık verdiğinde, çocuğun cevabı hedef dilde tekrar edilerek, çocuğun da tekrar etmesi beklenir. Bu yöntemin avantajı, çocuklarda daha az kafa karışıklığı yaratması ve genelde ebeveynler anadillerini konuştukları için, çocukların dilin doğru ve aksansız haline maruz kalmalarıdır. Öte yandan, eğer azınlık dili, çocukla daha az vakit geçiren ebeveyn tarafından kullanılıyorsa, ki bu genelde baba oluyor, bu dilin gelişimi daha yavaş olabiliyor.
  2. Minority language is spoken at home. Evde sadece azınlık dili kullanılır. Çocuk evde sadece azınlık dilini kullanırken, dışarıda, yaşanılan ülkenin dili kullanılır. Bu metodun avantajı, ailenin, evde ortak bir dil kullanıyor olması ve azınlık diline maruz kalınan sürenin daha uzun olmasıdır. Anne ve babanın aynı anadili konuşuyor olması bu yöntemi kolaylaştırır ve avantajlı hale getirir. Evde aile dili olarak konuşulan dilin, ebeveynlerden birinin ana dili olmamasi durumunda ise, bu yöntem çocuğun bu ebeveynden yanlış kullanımları öğrenmesine yol açabilir. Bu metodla ilgili diğer bir tartışılan konu da, okul çağına kadar sadece evde olan çocuğun, okula başladığında iletişimde yaşayabileceği zorluklar.
  3. The context method (or time and place). Bağlam metodu veya yer&zaman metodu. Bu metodda ebeveyn bağlama göre, yani içinde bulunulan duruma göre konuşacağı dili seçer. Bu kimi zaman bulunduğunuz yer veya birlikte olduğunuz kişiler, kimi zaman da önceden karar verilmiş belirli saat veya günler olabilir. Örneğin, sadece tek dilli çocukların olduğu bir oyun grubundaysanız ve diğer çocukların da size anlamasını istiyorsanız, bu dili konuşursunuz. Diğer bir örnek de, belli günler ya da günün belli saatlerinde, belirli bir dili konuşmak. Bu durum tam olarak çift dilli bir çocuk yetiştirmenizi sağlayamayabilir fakat ailenin öğretmek istediği dile daha fazla maruz kalmasına kesinlikle katkıda bulunacaktır. Bu metodun muhtemel bir dezavantajı, bir süreklilik sağlanamayabileceği için çocuklarda kafa karışıklığına yol açabilmesidir.

Peki bu yöntemleri hayatımıza geçirirken ne gibi aktiviteler yapabiliriz?

Çocuklar yetişkinlerden farklı olarak, oyun oynayarak ve eğlenerek öğrenirler. İşte bu yüzden çocuğa dil aktarımında bulunurken çocuğun ilgi alanları, yapmaktan keyif aldığı aktiviteleri ve sevdiği oyunları bularak bunları öğretmek istediğiniz dilde oynayın.

  1. En kolay yapabileceğiniz şey kitap okumak. Gün içerisinde vaktiniz yoksa, bunu akşam yatma rutini haline getirirseniz, her gün aynı vakitlerde çocuğunuz öğretmek istediğiniz dile maruz kalacaktır. Buna başlamak için çocukların belli bir yaşa gelmesini beklemek gereksizdir. Bebeklere dogumdan itibaren kitap okumak, hem kendimiz icin hem de onlar icin bu alışkanlığın kazanılmasına yardımcı olur. 0-3 yaş arası için özellikle resimli kitaplar okuma aktivitesini daha da eğlenceli. Sadece hikayeyi okumak değil, görsellere bakarak yorum yapıp konuşmanın dil ve beyin gelişimi üzerindeki katkısı büyüktür.
  2. `Pretend` yani evcilik, doktorculuk, öğretmencilik gibi oyunları da listenize eklemenizi tavsiye ederim. Bu oyunları oynarken yeni bir karakter olacağınız için istediğiniz dili konuşabilirsiniz.
  3. Sadece evde değil açık havada, parklarda da öğretmek istediğiniz dili kullanarak oyunlar oynayabilirsiniz. Çocuklar genelde koşturmacalı oyunları severler. Saklambaç ya da hazine avı bir çok çocuğun keyifle oynadığı oyunlar. Bu oyunları, öğretmek istediğiniz dilde oynayabilirsiniz.
  4. Yine haraketli ve bedenimizi kullanabileceğimiz aktivitelerden biri de hedef dildeki müzikle beraber dans etmek. Dans etmeyi sevmeyen çocuk yoktur sanırım. Hele de anne-baba onunla beraber dans ediyorsa ne çok eğlenirler.
  5. Eğer rutininizde ekrana ayırdığınız bir süre varsa, bunu Türkçe veya öğretmek istediğiniz dilde yapabilirsiniz. Yine de her zaman karşılıklı iletişim yolları ekrandan daha sağlıklı sonuç verecektir.
  6. Kelime öğretmek için basit bingo oyunları, hafıza oyunları, veya çocuğunuzun oynamaktan keyif aldığı diğer oyunları oynayabilirsiniz.
  7. Direk iletişim kurma fırsatınızın olmadığı durumlarda veya arabada seyahat halinde iken, sesli kitap çalmanızı tavsiye ederim. Hem bu zamanları daha verimli değerlendirmiş olursunuz hem de çocukların, dili sizin dışınızda kişilerden de duymasına olanak sağlarsınız.
  8. Yetişkinlerin, dil öğrenme sürecinde olduğu gibi, çocuklarda da, öğrenme aşamasında dili görünür kılmak önemlidir. Peki nasıl yapacağız bunu? Oyuncak kutularınızın üstüne, içlerinde ne olduğunu yazabilirsiniz. Nesneler için etiketler yapabilirsiniz. Çocukların boy hizasında Türkçe takvimler kullanabilirsiniz. Okuma biliyor olmalarını beklemenize gerek yok. Hedef dile maruz kadıkları görselleri arttırmak, uzun vadede işinize yarayacaktır. Çocuğunuz dışarıda yaşadığınız ülkenin diline, tabelalarda, etiketlerde, dükkanlarda yeterince maruz kalıyorlar. En azından evde hedef dildeki görünür kılmak dilin hayatımızdaki varlığını arttırarak, pasif öğrenmenin bir parcası olacaktır.
  9. Çocuğunuzu diğer ana dil kullanıcıları ile sık sık bir araya getirin. Bu akranlarıyla oyun grubu ya da yetişkinlerle oyun oynamak ve sohbet etmek olabilir. Bu dilin konuşulduğu ülkeye yapılan ziyaretler ve hatta akrabalarla online görüşmeler de kesinlikle çok faydalı olacaktır.
  10. Son olarak çocuğunuzun oyuncak dünyasındaki çiftlik hayvanları, oyuncak bebekler veya diğer karakterleri konuşturarak istediğiniz dili konuşabilirsiniz. 😊

Dilbilimci Sedanur Akyalı Mills – Londra / Birleşik Krallık

Kaynaklar

  1. https://www.sciencedirect.com/science/article/pii/S1364661312000563
  2. https://journals.sagepub.com/doi/abs/10.1177/1367006912438300
  3. https://www.cambridge.org/core/journals/bilingualism-language-and-cognition/article/early-childhood-bilingualism-leads-to-advances-in-executive-attention-dissociating-culture-and-language/880AA8EA822ED0457972415D6F61E32F
  4. https://www.nytimes.com/2016/03/13/opinion/sunday/the-superior-social-skills-of-bilinguals.html?_r=0
  5. https://psycnet.apa.org/record/2011-18827-001

 

One Reply to “Çok Dilli Çocuk Yetiştirme Sürecinde Neler Yapılmalı?”

  1. Merhaba, kizim 22 aylik ve biz cok kisa bir sure sonra Almanya’ya tasinacagiz. Su anda konusamiyor ama her seyi anliyor. Almanya’da en kisa surede krese baslayacak. Cok sosyal bir cocuk. Izmir’de parkta, oyun gruplarinda hep baska cocuklarla olmayi cok seviyor. Direkt Almanca’ya maruz kaldihinda sorun yasar mi? Anne baba olarak nelere dikkat etmemiz gerekiyor? Simdiden tesekkurler, sevgiler.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir