Evden Uzakta, Yeni Bir Evde

 

“Bozkırda bir kasabadan geçerken
Tozlu yolda iki sıralı kahveler
Öyle sakin kıpırtısız
Otobüsü süzerler
Doğdukları yerde ölenler.”  Zülfü Livaneli

Doğduğumuz yerlerden çok uzakta o otobüsün camından dışarı bakıyoruz. Bizi süzen gözlerle göz göze geliyoruz. O kıpırtısız sakinliği izliyoruz. Yerleşikliğin verdiği sükuneti düşünüyoruz. Otobüs ilerlemeye devam ediyor, güzel, küçük, sakin şehirler geçiyor. Büyük, görkemli, canlı şehirler. İçimiz kıpır kıpır oluyor. Köklerimiz başka bir yerde gövdemiz dallarımız bambaşka yerlere uzanıyor. Köklerimizle kurduğumuz ilişki de gövdemiz, dallarımızla kurduğumuz ilişki de biraz karmaşık. Sürekli bir hareket halindeyiz, peki tüm bu hareketlilik bizim yeni mekanlara daha çabuk alışabildiğimizi, daha çabuk bağ kurup, aidiyet geliştirdiğimizi mi gösteriyor?

Günümüz insanının karakteri göçebe olarak tanımlanıyor. Bu yeni göçebe insan mekanla ve yerle ilişkisini nasıl kuruyor, nasıl anlamlar inşa ediyor? Bu konuda sayısız araştırma var, ben bugünlerde bu sayısız araştırmaların içinde yüzüyorum. Başımı bazen okumalardan kaldırıyor, bir nefes alıp kalbime doğru eğiyorum, kendi bağıma bakıyorum, aidiyet ya da yabancılık duyguma. Sonra dönüp okumaya devam ediyorum. “Gustafson (2009)’e  göre yere bağlılık; kişisel  iyi-olma hali, toplumsal hayata katılım   ve   sosyal   dayanışma   gibi   kavramlar ile genel   anlamda   ilişki   içindedir.” Göçmenler için yere bağlılık zamanla gelişiyor, bazılarımız için bu daha çabuk oluyor, bazılarımız için çok uzun zaman gerekebiliyor. Bazen kopup geldiğimiz yere bağlılığımız sürerken aynı anda yeni evimiz, şehrimizle de bağ kurabiliyoruz. Aynı anda birden çok yere bağlanabiliyoruz, birden çok yere ait hissedebiliyoruz. Ya da hiç bir yere ait hissedemeyebiliyoruz. Bazen geldiğimiz yerle bağımız da bu yeni yerimize bağlılığımızın gelişmesiyle beraber gevşeyebiliyor. Bazen de insanlar geldikleri yere aidiyet geliştirmeyi doğduğu, büyüdüğü topraklara bir ihanet gibi hissediyor ve bilinçdışı bir şekilde alışmasını, bağ kurmasını yavaşlatıp, kendini sabote edebiliyor.

Geçen yıl New York’taki göçmenlerle “Evden uzakta yeni bir Evde” isimli destek grup çalışmalarını yaparken bu farklı bağ kurma biçimlerinin hepsiyle tanışma şansım oldu. Köklerimizle, gövdemizle ve dallarımızla barıştığımızda nasıl yeşerdiğimizi de gördüm bu sayede. Bütün farkındalık çalışmaları bizi şimdi ve burada olmaya çağırır. Şimdi buradayız, evden uzakta yeni bir evde. Burada oluşumuzla barıştıkça daha çok anda, daha esnek, daha canlı ve özgür hissedeceğiz. Orası ve burası arasında kalışın verdiği o mütereddit enerji kaçaklarını aza indireceğiz, bütün ve akışkan bir enerjimiz olacak. Bunun için bizi durduran, yavaşlatan psikolojik süreçleri fark edip, kabul etmek ve onlarla ilgili çalışmak ilk adım. Bu çabaya şu somut adımlar eşlik edebilir:

  • Geldiğimiz ülkenin dilini öğrenmek, bu dil üzerine çalışmak,
  • Yaşadığınız bölgede daha çok insan tanımak, yeni insanlarla tanışmak,
  • Çevreyi tanıyor olmak, o bölgede rahat hissedebilmek,
  • İnsanlarla yaşadığımız yer hakkında konuşmak, bu konuşmalardan keyif almak.
  • Bölgenin tarihçesini bilmek,
  • Yaşanılan mahalle, şehir, eyaletin siyasetini, gündemini takip etmek, fikir sahibi olmak,
  • Önemli siyasi figürleri ya da kanaat önderlerini sosyal medyada takip etmek,
  • Şehir meclisi toplantılarına katılmak,
  • Yaşanılan mekan ya da o bölge insanları için gönüllü çalışmalara katılabilmek,
  • Bölgedeki kültür sanat aktivitelerine, festivallere katılabilmek ya da en azından haberdar olmak,
  • Bölge esnafını tanımak, zincir mağazalar yerine zaman zaman bu yerli esnaftan alışveriş yapmak,
  • Komşuları tanımak, selamlaşmak, ve görüşmeler düzenlemek, bölgelerin, mahallelerin sosyal medya hesaplarını takip etmek,
  • Bölgedeki tarihi ve doğal güzellikleri görmek, onlar hakkında bilgi sahibi olmak, görüp öğrendiklerini paylaşmak,
  • Google Maps gibi elektronik haritaları ya da matbu bir haritayı içine işaretler koyarak kişiselleştirmek,
  • Ya da kendi haritanızı çizebilmek,
  • GPS kullanmadan sokakları keşfetmek 

Kolay olmayacak ama çabamıza değecek. Köklerimizle, gövdemizle, dallarımızla, yemyeşil bereketli bir ağaç oluvereceğiz.

Terapist Aslıhan Havva Ergün / New York – ABD

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir