Kadına Yönelik Şiddete Karşı İstanbul Sözleşmesi

Geçtiğimiz günlerde Emine Bulut’un eski eşi tarafından çocuğunun gözleri önünde katledildiği videonun sosyal medyada yayılması ile kadına yönelik şiddet kavramı ve buna karşı mücadele yöntemleri yeniden gündeme geldi. Şiddet içerikli videonun sosyal medyada yayınlanması eleştirilere sebep olsa da videonun yarattığı toplumsal infial de yadsınamaz ölçüdeydi. Zira video olmasaydı Emine Bulut da 2019 Ağustos ayı istatistiklerinden ya da 3. Sayfa haberlerinden biri olarak kalacaktı.

Şiddete karşı mücadele yöntemlerinin konuşulabilmesi için şiddet içerikli videolara ihtiyacımız kalmaması; farkındalık ve kadın dayanışması ile bu tür eylemleri durdurma umuduyla Emine Bulut katliamı sonrası gündeme gelen İstanbul Sözleşmesi hakkında Rotterdam’da yaşayan üyelerimizden avukat Şenay Karataş’ın Göçmen Anneler için hazırladığı makaleyi sizlerle paylaşmak istedik.

‘‘Nedir bu #İstanbulSözleşmesiYAşatır ile gündeme oturan İstanbul Sözleşmesi?

“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi” 11.05.2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açıldığı için kısa adı İstanbul Sözleşmesi olarak da bilinmektedir. İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti bir insan hakları ihlali olarak ele alan ve bütüncül bir mücadele planı ile imzacı devletlere de bu mücadelede etkin rol oynamak konusunda ciddi sorumluluklar yükleyen, uluslararası bir sözleşme olarak yine imzacı devletlerde yasa hükmünde uygulama alanı bulan çok kapsamlı bir anlaşmadır. 12.03.2012 tarihinde sözleşmeyi ilk imzalayan ve meclisinde ilk onaylayan devlet Türkiye Cumhuriyeti olmuştur (ironik bir durum) ve sözleşme 01.08.2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir. TC Anayasası md.90 uyarınca da, imzalanmış bir uluslararası sözleşme yasa hükmündedir.

İstanbul Sözleşmesi’nin en önemli özelliği, aile içi şiddet kavramını geniş tanımlaması (eş, eski eş, partner, eski partner, aile fertleri ve akrabalar) ve toplumsal cinsiyete dayalı her türlü ayırımcılık ve şiddeti temel alarak toplumsal cinsiyet kavramını ele alan ilk uluslararası metin olmasıdır. Bunun yanı sıra İstanbul Sözleşmesi imzacı devletlere pozitif yükümlülükler de yükleyen bir metindir:

1-Önleme :Sözleşme imzacı devletlere, kadına yönelik şiddete neden olan toplumsal cinsiyet rollerinin ve kabullerinin ortadan kaldırılmasına ilişkin farkındalığı güçlendirme edimini yükler. Bu kapsamda profesyonel anlamda çalışan kadrolarla farkındalık eğitimleri verilmesi, ders müfredatlarında toplumsal cinsiyet rollerine ilişkin derslerin yer alması, sivil toplum kuruluşları, eğitim kurumları, medya ve özel sektörle işbirliği yapılması bu yükümlülük kapsamında devletten beklenen edimlerdir.

2- Koruma : Sözleşmeşiddet mağduru kadınların en önemli önceliği olan güvenlik sorununu çözmeyi devletin yükümlülüğü olarak belirlemiştir. Bu kapsamda barınma ihtiyacını karşılamak üzere kadın sığınma evlerinin tahsisi, 7/24 ulaşılması mümkün olan yardım talep hatlarının etkin biçimde kullanılması, kadın ve çocuklar için tıbbi-psikolojik ve hukuki koruma ve yardım sağlayacak mekanizmaların kurulması ile işletilmesi bu yükümlülük kapsamındaki edimlerdir.

3- Yargılama : Kadına yönelik şiddet fiilleri kapsamında sayılan tüm eylemlerin cezalandırılması, bu kapsamda ‘gelenek, töre, namus, din’ gibi kavramların hafifletici sebep olarak sayılmaması, soruşturma ve kovuşturma sürecinde mağdurun etkin bir korunmadan faydalanması, kolluk kuvvetlerinin yardım talebi karşısında hızlı ve  etkin müdahalede bulunması bu yükümlülük kapsamındaki edimlerdir.

4- Uluslararası İşbirliğine Dair Yükümlülükler : Sözleşme, taraf devletlerin topraklarında şiddete maruz kalanlara adalete erişim hakkının tanınması için taraf devlete başka devlette işlenen suça ilişkin vatandaşına karşı yaptırım yapma yükümlülüğü yüklemektedir. Bu madde imzacı tüm devletlerin bu metin etrafında koordineli bir biçimde çalışmasını öngörmüştür.

İstanbul Sözleşmesinin Uygulanmasına İlişkin İzleme Birimi : GREVIO

Sözleşme, sözleşme hükümlerinin ne ölçüde uygulandığının değerlendirilmesine yönelik GREVIO isimli bir de izleme mekanizması kurmuştur. Bağımsız uzmanlardan oluşan bu organ, sözleşmenin gereklerinin yerine getirilip getirilmediğini izlemekle yükümlüdür. 04.04.2015 te 10 üye ile oluşturulan bu organın ilk değerlendirme dönemi Türkiye adayı Feride Acar başkanlığında 2016 yılında başlamıştır.

İşleyişte GREVIO tarafından üye devletlere birer anket formu gönderilerek İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasına ilişkin durum tespiti yapılması istenmekte ve bu doğrultuda raporlama hazırlanmaktadır. Devletlere gönderilen anket formunun yanı sıra, Sözleşme STK’ların görüşlerini de içeren ‘gölge rapor’lara da önem vermekte ve değerlendirme içerisinde STK’ların aktif katılımlarını önemsemektedir. Bu noktada, Ekim 2018’de yayınlanan GREVIO raporuna değinmeden önce incelemek isteyenler için Türkiye’de kadına yönelik şiddete karşı yıllardır ciddi mücadeleler yürüten kadın kurumları tarafından ortak kaleme alınan gölge raporun  linkini de sizlerle paylaşmak istiyoruz. Gölge Rapor, imzacı olarak yer alan 81 kadın/LGBTİQ örgütünün isim listesine yer vermesi ve ihtiyaç halinde bu örgütlere erişim sağlanması açısından önem taşımaktadır.

Peki, Ekim 2018’de yayınlanan GREVIO raporu özetle nelere değinmektedir?

  • Raporda, Türkiye’nin kadına yönelik şiddet ile mücadele ekseninde tedbirler alma, yasal düzenlemeler yapma ve politika yürütme konusunda eksiklikleri vurgulanmış ve bunların giderilmesine yönelik eksiklikler dile getirilmiştir.
  • Yine sözleşmenin gereklerinden olan ‘toplumsal cinsiyet rolleri’ konusunda gerekli adımların atılmamış olduğu, kadının geleneksel ‘bakıcı’ rolünde tutulduğu belirtilmiştir.
  • Özellikle yargılama yükümlülüğü bakımından ciddi bir eksikliğe dikkat çekilen GREVIO raporunda, ‘kadına yönelik şiddete ilişkin mahkeme dosyalarında cinsiyetçi önyargıların ve mağduru suçlamanın takdire bağlı indirime yol açtığı, cezasızlığın sürekli hale getirilmiş olması’ konularında da endişeli olunduğu belirtilmiştir.
  • Kadınların uğradığı şiddeti bildirme oranında da ciddi anlamda bir düşüklük olduğu belirtilen raporda; ‘mağdurların damgalanma, misilleme korkusu, faile ekonomik bağımlılık, hukuk okur/yazarlığının olmayışı, dil engeli ve/veya hukuk uygulayıcı yetkililere güvensizlik gibi nedenlerle şiddet olaylarını bildirmekten çekindikleri’ dile getirilmiştir. Uzmanlar tecavüz ve diğer cinsel şiddet biçimlerinin mağdurlar tarafından neredeyse hiçbir zaman bildirilmediğinin altını çizmişlerdir.
  • Türkiye’deki kadınların %25’inden fazlasının 18 yaşından önce evlendiği rapor edilmiş, hatta bu oranın kırsal bölgelerde %32’ye kadar yükseldiğini belirtilmiştir. Bu nedenle, GREVIO erken yaşta ve zorla evliliklerin ele alınması gereken bir sorun olduğunu vurgulamaktadır.
  • Türkiye’deki kadınlara yönelik psikolojik şiddetin yaygınlığından da endişe duyduğunu raporlayan GREVIO, en son araştırma verilerine göre Türkiye’deki kadınların %27’sinin hayatlarında en az bir kez ısrarlı takibe maruz kaldıklarını belirtmelerine karşın ısrarlı takibin Türk Ceza Kanunu’nda ayrı bir suç olarak tanımlanmadığını vurgulamıştır.
  • Son olarak GREVIO, sivil toplum kuruluşlarına yönelik, özellikle de İstanbul Sözleşmesi’ni ve onun ilkelerini destekleyen bağımsız kadın örgütlerine yönelik giderek artan kısıtlayıcı koşullar nedeniyle endişe duyduğunu belirtmiştir. Devletin kendine düşen sorumlulukları yerine getirmezken, bunu sağlamak isteyen gönüllü kadın kuruluşlarını da engelliyor olması dikkat çekicidir.

Bir kadın, bir hukukçu ve bir kadın hakları savunucusu olarak kadına karşı etkin bir mücadele yürütmenin temelinde öncelikle #kadıncinayetleripolitiktir şiarını benimsemek gerektiğini düşünüyorum. İstanbul Sözleşmesi’ni anlamak ve hakkıyla uygulanmasını sağlamak için baskı mekanizmasını kurmak ve işletmek de bu politizasyonun bir gereğidir. Her ne kadar fail bir birey ise de devlet nezdinde gerekli bilinçlendirme/koruma/cezalandırma yükümlülükleri yerine getirildiğinde bu sorunun kökü kurutulacaktır. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini ne kadar iyi kavrarsak #istanbulsözleşmesiyaşatır şiarını o denli güçlü savunur ve onun hayat bulmasını sağlarız.

Tüm kız kardeşlerime sevgiyle…’’

 

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir