MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ: ZORLUKLAR, IRKÇILIK VE ÖZLEM

Göçün anatomisinde yaşanılan yerin değişimi ile sistemsel olarak hayatlara dahil olan artılara değindikten sonra, elbette madalyonun öteki yüzündeki eksilerden de bahsetmek gerekiyor. Göçmen kadınlar ağırlıkla başta özlem olmak üzere, diğer birçok zorluk ve yer yer ırkçılıkla mücadele ediyorlar.

Katılımcıların ‘ilk ne zaman zorlandıklarının’ sorgulandığı soruya verdikleri cevaplara bakıldığında; katılımcıların %30’unun ilk taşındığı günlerde, yaklaşık %20’sinin ise ilk aylar geçip de tatilde olmadıklarını anladıklarında zorlandıkları görülüyor.  Türkiye tatillerinin dönüşü de bir çok kişinin zorlandığı durumlardan. %21 ise hiçbir zaman zorlanmadığını ifade etmiş.

İfade edilen diğer zorlanılan dönemler ise;

  • Yurtdışında çocuk sahibi olduğumda / Anne olduğum zaman,
  • Çocuğumu desteksiz büyütürken,
  • Aile’de bir hastalık / vefat olduğunda,
  • Ailemi özlediğim dönemlerde,
  • Dil sorunu yaşadığım dönemde,
  • İşsiz kaldığım, iş hayatına dönemediğim dönemde.

Ağırlığı annelerden oluşan katılımcılara yurtdışında çocuk yetiştirirken çocuklarıyla ilgili en çok hangi konularda zorlandıkları sorulduğunda ise diğer tüm cevaplardan açık ara yüksek bir oranla ‘aile, akrabalardan uzakta çocuk yetiştirmek’ seçeneğinin öne çıktığı görülüyor. Bunu çocukların arkadaş edinmede yaşadıkları zorluklar, Türkçe’yi öğrenmeleri ya da unutmamaları için yaşanan zorluklar ve bir önceki veriyi destekleyecek şekilde, yurtdışında yaşanılan yerde Türkçe yayınlara ve kitaplara erişmede yaşanan zorluklar takip ediyor. Göçmen Annelerin çocukları ile ilgili yaşadıkları zorluklarda yabancı düşmanlığı, ırkçılık ya da okullarda zorbalığa maruz kalmanın son sıralarda yer alması sevindiri bir veriyi ortaya koyuyor. 

Irkçılıkla ilgili veriler değerlendirildiğinde; katılımcıların %67’sinin hiçbir zaman ırkçılığa maruz kalmadığını, %25’inin ise nadiren maruz kaldığını belirttiği görülüyor. Ancak ırkçılığa maruz kalan azınlığın ülke memnuniyet skorunda veya Türkiye’ye geri dönme planlarında önemli bir farklılaşma görülmüyor.

Yaş, eğitim ve çalışma durumlarının ırkçılığa maruz kalmak konusunda bir fark yaratmadığı görülüyor ancak ülkeler az da olsa birbirinden farklılaşıyor.

Başta Avusturya olmak üzere, Almanya, İsveç, İsviçre, Fransa, Belçika gibi Orta ve Kuzey Avrupa ülkelerinde ırkçılığa maruz kalma oranı ortalamanın üzerinde. Bu ülkelerde 1950’lerden itibaren çalışmak için gitmiş Türklerin yoğun olarak bulunması, daha fazla hissedilen ırkçılığın bir etmeni olabilir. İngiltere, ABD, Kanada, Hollanda ve Avustralya ortalama seviyelerdeyken, Körfez ülkeleri ve Yunanistan göçmenlerin en az ırkçılık hisettiği ülkeler olarak belirtilmiş.

Araştırmada başlı başına bir bölüm oluşturabilecek ‘özlem’ konu ele alındığında ise, yurt dışında yaşayanların en çok aile ve akrabalarını, ardından da arkadaşlarını özledikleri görülüyor. Sosyal destek ihtiyacının ardından en çok özlenenlerse denizler, sahiller, yemekler, içecekler ve iklim. Özlenmeyenlerse eğitim olanakları, ormanlar, parklar ve toplu taşıma olanakları.

Anneler genel olarak her şeyi çocuksuz kadınlara göre daha çok özlüyorlar; özellikle öne çıkanlar ise aile, akrabalar, arkadaşlar, komşuluk ilişkileri, yemekler ve içecekler. Çocuksuz kadınlara göre daha az özledikleri şeylerse eğitim, spor ve sosyal olanaklar, ki bu durum bulundukları ülkelerin olanaklarından daha memnun olmaklarından kaynaklanıyor olabilir. Anneler ayrıca canlı şehir hayatını ve gece hayatını da özlüyorlar; ancak bu Türkiye’ye özlemden ziyade çocuksuz gençlik günlerine özlem gibi de duruyor.

Çalışmayanların çalışanlara göre daha çok konuda özlem yaşadıkları görülürken, en farklı olarak çalışma hayatını, dinamik ve canlı şehir hayatını, insanları ve toplumu, Türkiye’deki uygun fiyatları çalışanlara göre daha çok özlüyorlar. Çalışanların ise Türkiye’deki çalışma hayatını ve toplu taşıma olanaklarını özlemedikleri görülüyor.

Yurt dışında yaşayan herkesin ülke farketmeksizin en çok özlediği şey «Aile ve akrabalar». İkinici sırada ise «Arkadaşlar» geliyor; Kanada ve Avusturya hariç. Kanada’da yaşayanlar denizleri ve sahilleri, Avusturya’da yaşayanlar Türkiye’nin iklimini arkadaşlarından daha çok özlediklerini belirtmişler.  En az özlenen unsurlar ise ormanlar, parklar ve toplu taşıma/ulaşım olanakları. Bu iki unsuru diğer ülkelerden farklı olarak daha çok özleyenler ise Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar’da yaşayanlar.

Aşağıdaki tablolarda araştırmaya en çok katılım gösteren ilk 10 ülkenin ortlamadan farklılaşan özlemlerine yer verilmiştir;

Tüm bu zorluklar sonrasında Türkiye’ye dönmek istiyor muyuz? Bir sonraki bölüm için lütfen tıklayınız…

One Reply to “MADALYONUN ÖTEKİ YÜZÜ: ZORLUKLAR, IRKÇILIK VE ÖZLEM”

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir